• info@hemenyaninda.com
  • 0552 606 25 14
TAKİBE AL FAVORİLERE EKLE
71 ZİYARETÇİ
  • YETKİLİ KİŞİ: Belirtilmemiş
  • ADRES: Tabaklar Mah. İzzet Baysal Cad. No : 2 Merkez/BOLU
  • TELEFON: 0374 215 37 60
  • SOSYAL MEDYA:
SERVİS YERLERİ BOLU

FİRMA HAKKINDA

T.C. Bolu Valiliği

Telefon: 0374 215 37 60

Belgegeçer: 0374 218 13 11

E-Posta: bolu@icisleri.gov.tr


Bolu Valiliği

Vali Abdulaziz AYDIN

Göreve Başlama Tarihi: 26.09.2024

1978 yılı Mardin doğumludur. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2000 yılında mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Adana Barosunda Avukatlık Stajını yaptı.
2001 yılında Çanakkale Kaymakam adayı olarak Mülki İdare Amirliği mesleğine intisap etti. 2003-2004 yılları arasında İçişleri Bakanlığı tarafından İngiltere Sheffield Üniversitesine İngilizce Dil Kursu ve mesleki incelemelerde bulunmak amacıyla gönderildi. Kaymakamlık kursunu başarı ile tamamlamasının ardından sırasıyla; Eskişehir ili Sarıcakaya Kaymakamlığı, Kahramanmaraş ili Nurhak Kaymakamlığı, Bingöl Vali Yardımcılığı, Hatay ili Belen Kaymakamlığı, Göç İdaresi Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İstanbul ili Ümraniye Kaymakamlığı görevlerinde bulundu.
Ümraniye Kaymakamı iken 19.09.2024 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 2024/321 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bolu iline Vali olarak atanan Valimiz Sn. Abdulaziz AYDIN evli ve iki çocuk sahibi olup, 26.09.2024 tarihinde görevine başlamıştır.

Bolu’nun Babası

İzzet Baysal ve Bolu

1942 yılında eşi Refika hanım vefat edince, elindeki mevcut işlerini tamamlayıp, 1943 yılında İstanbul’a gider. Ve Karaköy’de Perşembe Pazarı’nda sıhhi tesisat ve hırdavat üzerine çalışan bir mağazayı satın alır ve ticarete başlar.

Aynı zamanda kapı kilitleri imali için küçük bir atölye kurmuştur. Ama bu ona yetmemiş dükkanında sattığı ‘boru ekleme parçalarını’nın neden yerli üretilmediğine kafa yormaya başlamıştır.
İki kere Almanya’ya giderek Temper Dökümü’nün ne olduğunu araştırır, bu dökümden imal edilen boru ekleme parçalarının Türkiye’de imali için çalışmalar yapar ve neticede 1950 yılında özel teşebbüsün ilk Mekanize Döküm Fabrikasını kurar.
Baysal’ın çok zor şartlarda kurduğu bu fabrika üretime geçer geçmez Avrupalı Şirketler (6 büyük üretici Zürih’te bir kartel oluşturmuşlardır.)Türkiye’nin bu çiçeği burnunda kuruluşunu batırmaya çalışırlar ve Türkiye’ye yaptıkları ihracata %40 indirim uygulamaya başlarlar. İzzet Baysal her zaman olduğu gibi azmi, cesaret,, çalışkanlığı ve sabrı ile bazı geceler fabrikada yatarak da olsa bu işin de üstesinden gelmiştir.
Hatta 1970’li yıllarda Avusturya, Almanya, Yunanistan ve Arap ülkelerine ihracata başlamıştır.
1951 yılında İzzet Baysal Döküm Sanayi Müessesesi adı altında kurulan bu fabrika 1957 yılında bir aile şirketi haline dönüştürülmüş, İzsal Döküm Sanayi A.Ş. adı altında bugünlere kadar faaliyetini sürdürmüştür.
En büyük yardımcısı 1953 yılında yanına aldığı yeğeni Ahmet Baysal’dır. Hayatta en fazla değer verdiği kişi ise, kızı Esin’dir. 1939 yılında dünyaya gelen Esin, İstanbul Boğaziçi Koleji mezunudur. 1964 yılında aynı kolej mezunu Ankara’nın köklü ailelerinden Avundukların oğlu Cahit Avunduk’la evlenmiştir.
Esin Avunduk, babasını hiçbir zaman yalnız bırakmamış, varlığı ile zor zamanlarda babasına hep destek olmuştur. Vakfın kurucuları arasında olup, aynı zamanda Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan yardımcısı olarak görev yapmaktadır.
1975 yılı ortalarına kadar bizzat işlerin başında gördüğümüz İzzet Baysal daha sonra da haftanyn 3-4 günü iş yerine giderek işlerini takip etmeye başlamıştır. Gelir Vergisinde altın madalya ile ödüllendirilmiş, İstanbul’da Kurumlar Vergisi verenlerin ön sıralarında yer almıştır. 1986 yılının sonunda İzzet Baysal Vakfını kurmuş ve tüm varlığını vakfına vasiyet etmiştir.1994 Eylül ayının sonunda iş hayatşndan çekilmiş ve çalışmalarını İzzet Baysal Vakfı’nda yoğunlaştırmıştır. 05.03.2000 tarihinde sabah saat 07.00 ‘de hakkın rahmetine kavuştuğunda 93 yaşında bulunmaktaydı. 08.03.2000 tarihinde hiç kimseye nasip olmayan muazzam bir kalabalıkla kendi arzusu ve bakanlar Kurulu kararı ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gölköy kampusündeki anıt mezarına çok sevdiği ve her şeyini adadığı Üniversite gençliğiinin kalbine defnedilmiştir. Mekanı Cennet Olsun.
İzzet Baysal’dan 10 altın öğüt
  • Düşünmeye vakit ayır, düşünce güç için kaynaktır.
  • Eğlenmeye vakit ayır, eğlence gençliğin sırrıdır.
  • Okumaya vakit ayır, okuma bilginin pınarıdır.
  • Duaya vakit ayır, dua güç anlarda direnmenin desteğidir.
  • Sevmeye vakit ayır, sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.
  • Anlaşmaya vakit ayır, anlaşma yaşama güzel bir tat verir.
  • Gülmeye vakit ayır, gülme ruhun güzelliğidir.
  • Vermeye vakit ayır, verme günün aydınlığıdır.
  • İşini iyi yapmaya vakit ayır, iyi işi kişiyi saygın yapar.
  • Teşekküre vakit ayır, teşekkür yaşam pastasının kremasıdır.

Abant Tabiat Parkı

Abant Tabiat Parkı Girişi Telefon: 0 374 224 51 21
Yeri : Abant Gölü, Bolu’nun 34 km. güneybatısında Abant Dağları üzerinde tabii bir göldür.
Ulaşım: Ankara – İstanbul D-100 Karayolunun ve TEM otoyolunun 203. Km.sinden ayrılan 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılmaktadır. Bolu’ya 34 km., Ankara’ya 225 km., İstanbul’a 258 km. uzaklıktadır. Göle ulaşım, Bolu şehir merkezinden her iki saatte bir kalkan Bolu Belediyesi halk otobüsleri ile mümkündür. (www.boluulasim.com)
Özellikleri : Alanı 125 hektar olan gölün denizden yüksekliği 1325 m.dir. Yeraltı suları ile beslenir. En derin yeri 18 m. ve ortalama 10-15 m. derinliktedir.
Tektonik menşeli Abant Gölü ve çevresinin bitki zenginliği, ayrıca büyük bir açık hava rekreasyon potansiyeline sahip bulunması nedeniyle yörenin 1150 Hektarlık bölümü, 1988 yılında ‘Tabiat Parkı’ olarak koruma altına alınmıştır.
Abant Gölü ve çevresinin bitki zenginliği, ayrıca büyük bir açık hava rekreasyon potansiyeline sahip bulunması nedeniyle yörenin 1150 Hektarlık bölümü, 1988 yılında ‘Tabiat Parkı’ olarak koruma altına alınmıştır.
Göl çevresi zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Sarı ve karaçam, kayın, meşe, kavak, dişbudak, gürgen, söğüt, ardıç ağaçları ve ormangülü, ılgın, fındık, muşmula, papazkülahı, alıç, çobanpüskülü, kuşburnu, eğrelti, böğürtlen, çilek, nane, ahududu, sarmaşık, ısırgan, atkuyruğu ve çayır otları başlıca ağaç ve ağaççıkları oluşturur. Gölün kenarları çeşitli su bitkileriyle ve nilüferlerle doludur. Abant Gölünün etrafında yükselen yamaçlarda ise Abant Çiğdemi (Crocus Abantensis) endemik olarak bulunmaktadır.
Gölde bulunan ve endemik bir tür olan Abant Alabalığı “SALMO TRUTTA FARİO VARYETTE ABANTİCUS” olarak literatüre geçmiştir. Balık meraklıları yılın belirli zamanlarında, ücret ödeyerek olta ile balık avlayabilmektedirler.
Göl çevresindeki ormanlarda yabani hayvanlardan ; tavşan, tilki, çakal, kurt, ayı, domuz, geyik, karaca, sincap, gelincik ; su kuşlarından ; yaban kazları, yaban ördekleri, balıkçıl, sakarmeke, karabatak, turna; yırtıcılardan ; şahin, doğan, kara akbaba, kaya kartalı, atmaca, baykuş; diğer kuşlardan; toygar, alakabak, puhu, gökdoğan, ağaçkakan, karatavuk, bülbül, ispinoz ve saka görülmektedir. Yöre ormanları geyikler için en uygun yaşam ortamına sahiptir.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama : Çevresi 7 km. olan ve yılın her ayı ayrı güzelliklere sahip bulunan gölde; piknik, çadırlı kamp, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş, bisikletle, faytonla, atla gezinti vazgeçilmez aktivitelerdir. Abant Tabiat Parkı girişinde bulunan Tabiat Müzesi ücretsiz ziyaret edilerek bilgi alınabilir. Satış reyonlarında ise bölgede doğal olarak üretilen gıdalar ve hediyelik eşyalar satılmaktadır.
Göl çevresinde bulunan Abant Palace Otel ve Büyük Abant Otel her türlü konfora ve aktiviteye sahip otellerdir. Ayrıca bungalov evler ve kır lokantaları mevcuttur.

Gölcük Tabiat Parkı

Gölcük Tabiat Parkı, Bolu – Seben Yolu 13’üncü kilometre

Yeri: Bolu’nun 13 km. güneyinde ormanlar arasında suni olarak yapılmış küçük ve şirin bir set gölüdür.
Ulaşım: Göle ulaşım şehir merkezinden kalkan Bolu Belediyesi Halk Otobüsleri, Seben ve Kıbrıscık ilçe minibüsleri ile sağlanabilir.
Özellikleri: Yükseltisi 1206 m. olan gölün alanı 4,5 hektar, çevresi 1.300 metredir.
Etrafı sarıçam ve göknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. Doğanın olağan üstü güzelliğiyle kaplı olan gölün hemen kenarında Devlet Konukevi olarak kullanılan şirin bir ev bulunmaktadır. Gölün etrafında bu tesisten başka kır gazinosu adıyla bir restaurant ve kafeterya vardır. Göl ve etrafı Tabiat Parkı olarak Milli Parklarca koruma altındadır. Çok şirin ve küçük olan bu göl çevresine araçla girilmemektedir. Gölde yılın belirli zamanlarında ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Yılın her mevsiminde günübirlik gezmek, görmek, dinlenmek ve piknik yapmak amacıyla bir çok ziyaretçi gelmektedir.
Tabiat Parkı içinde bulunan bungalov tipi tesiste konaklama imkanı bulunmaktadır. Ayrıca yakınlığı nedeniyle Karacasu beldesinde bulunan konaklama tesislerinde de kalınabilir.

Yedigöller Milli Parkı

Telefon: 0 374 215 52 81 – 215 36 13
Ulaşım: Batı Karadeniz Bölgesinde, Bolu’nun 42 km. kuzeyinde yer alan Milli Parka Ankara-İstanbul karayolunun 152. km.’sindeki Yeniçağa ve 190. km.sindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Yedigöller’e Bolu’dan düzenli ulaşım sağlayan araç bulunmamakta, yaz aylarında seyehat acentalarınca günübirlik turlar düzenlenmektedir. Kış aylarında Bolu-Yedigöller yolu kapalı olduğundan  ulaşım  sadece Yeniçağa – Mengen  – Yazıcık üzerinden yapılır.
Özellikleri:  1636 Ha. büyüklüğündeki Yedigöller havzası, 1965 yılında   “MİLLİ PARK”  olarak korunmaya alınmıştır. Havza kayan kütlelerin vadilerin önlerini kapatması sonucu oluşan, yüzeysel ve yer altı akışlarıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye 1500 m. mesafede sıralanmış 7 gölden oluşmuştur. Milli Park içindeki Köyyeri mevkiinde  yeni Bizans dönemine ait bulunan kalıntılardan, eski dönemlerde bölgenin bir  yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Yedigöller ve çevresinin jeolojik oluşumlar ve buna bağlı olarak jeoturizm açısından da önemli bir bölge olduğu uzmanlarca tespit edilmiştir.
Milli Park içindeki göller; Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl’dür. Bu göller aralarında 100 m. yükselti farkı bulunan iki plato üzerindedir. Ortalama 780 m. yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü Büyükgöl’dür. Alanı 24895 m², en derin yeri ise 15m.’dir. Büyükgöl’ün güneydoğusundaki Deringöl (15063 m²), 20 m. uzunluğundaki akan bölümü ile Büyükgöl’e bağlıdır.
Büyükgöl’ün kuzeyinde ise Seringöl (1758 m²) bulunmaktadır. Diğer platodan 100 m. yükseklikteki platonun en geniş gölü Nazlıgöl’dür (15780 m²). Dibinden sızdırdığı bol miktardaki su, gölün kuzeydoğusunda yüzeye çıkarak bir şelalenin oluşmasına sebep olduğundan “Şelale Gölü” adı da verilir.
Aynı platoda Sazlıgöl (5950 m²), İncegöl (1036 m²) ve Küçükgöl (2170 m²)  bulunur.
Kuzeyden güneye doğru alçalma gösteren bölgede, en yüksek yer 1488 m. ile Eğrikiriş Tepesi, en alçak yer ise 465 m. ile Kirazçatı’dır.
Yedigöller Milli Parkı bilimsel inceleme ve araştırmalar için de kuvvetli bir altyapıya sahiptir. Başta zambak, sıklamen, çiğdem ve orkide olmak üzere toplam 236 adet bitki türünü içeren Milli Park, yurdumuzun en güzel karışık doğal ormanlarına da sahiptir. Başlıca ağaç türleri olan  kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, yapraklı üvez, keçi söğüdü, yabani kiraz, porsuk, ıhlamur ve dişbudak  ağaçları görülebilmektedir. Yedigöller Bölgesi, barındırdığı ölü ağaçlar ile biyolojik çeşitliliğin devamını sağlamaktadır.
Yaban hayvanlarından ayı, yaban domuzu, kurt, tilki, dağ kedisi, vaşak, porsuk, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan vardır. Milli Park sahasında yabani ördek, yabani güvercin, ağaçkakan, üveyik, bıldırcın, çulluk, sığırcık, alakarga ve keklik gibi 100’ün üzerinde kuş türü tespit edilmiştir.  Bu özellikleriyle Yedigöller Milli Parkı, tam bir doğa cenneti durumundadır. Her yıl Mayıs – Eylül dönemlerinde Büyükgöl ve Deringöl’de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Göllerde göl alası ve gökkuşağı alabalığı vardır.
Görülebilecek  Yerler :  Yedigöller Milli Parkının güneyinde bulunan 1380 m. yükseltideki “Kapankaya Tepesi” Manzara Seyir Yerine çıkılarak gölleri ve vadideki eşsiz peyzaj güzelliklerini görmek mümkündür.   Bu güzergah üzerinde “Anıt Ağaç ve Pisagor Ağacı” bulunmaktadır.  Ayrıca  Milli  Park  içindeki gülen kayalar, şelaleler, dilek çeşmesi ve geyik üretme istasyonu görülebilir.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama :  Sessiz ve sakin bünyesi, güzel manzarası, değişik arazi şekilleri, yürüyüş yolları, şelaleleri, çeşitli cinste bitki ve ağaçlarla süslü yamaçlarıyla Yedigöller Milli Parkında piknik, dinlenme, fotoğraf çekme, spor yapma gibi faaliyetler yapılabilmektedir. Özel sektörce işletilen toplam 72 yatak kapasiteli bungalov tipi tesislerde konaklama yapılabilmektedir. Milli Park içinde mescit ve büfe de bulunmaktadır. Parkın ziyarete en uygun zamanı Nisan – Kasım ayları arasındadır. Fotoğraf safarisi için en uygun zaman ise Ekim – Kasım aylarıdır.
17/01/2023 tarih ve 2023/1 sayılı  Bolu  İlinde  Bulunan  Milli  Park,  Tabiat  Parkı,  Sulak  Alan  Ve  Koruma  Kapsamındaki  Diğer Alanların İşletilmesi Hakkında Valilik Genel Emri’nin VI. YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI başlığının 29. maddesinde  ” Milli Park içerisinde karavan ile konaklama yapmak yasaktır ve alana günübirlik ziyaret için dahi olsa karavanla gelen ziyaretçiler alana alınmayacaktır.” hükmü yer almaktadır.

Bolu Mutfağı

BOLU MUTFAĞI

Bolu yöresinin tarihi ve turistik özelliklerinin yanı sıra yemekleri de oldukça zengindir. Özellikle Mengenli aşçılar dünyaca tanınmışlardır. Mengen’den yetişen aşçıların tarihi padişah mutfaklarına kadar dayanmaktadır. Atatürk’ün aşçısı da Mengenliydi. Günümüzde turistik tesislerin bir çoğunda Mengenli aşçılara rastlamak mümkündür. Aşçılık sanatı Mengen İlçesinin ata mesleğidir. Bu nedenle Mengen’de 1985 yılında Anadolu Aşcılık Meslek Lisesi açılmış ve bu sanatın bilimsel olarak geliştirilmesi amaçlanmıştır.

Her yıl Eylül ayının ilk haftasında da Mengen’de Türkiye’nin tek “Aşçılık Festivali” düzenlenmekte ve yarışma, sergi, konser, panel, şov, spor karşılaşmaları gibi etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Özellikle her yıl değişik türde bir şov yemeği hazırlanmakta ve çok ilgi çekmektedir.

Yöremizde genellikle mutfak, yemek yapmak ve oturmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle evler yapılırken, mutfağın geniş olmasına özen gösterilmektedir. Köylerde hemen hemen her evin bahçesinde tuğla ve topraktan yapılmış fırın bulunmaktadır.

Ünlü Gurmeler Bolu’da
Yöresel Yemeklerimiz

BAŞLICA YÖRE YEMEKLERİMİZ

Ovmaç Çorbası, Kızılcık Tarhana Çorbası, Tarhana Çorbası, Nohutlu Çorba, Yayla Çorbası, Yoğurtlu Bakla Çorbası, İmaret Çorbası, Çiğ Börek, Kabaklı Gözleme, Acı Su Bazlamacı, Çantıklı Pide, Etli Mantı, Ekmek Aşı, Patatesli Köy Ekmeği, Kedi Batmaz, Mantar Sote, Orman Kebabı, Kaldırık Dolması, Kaşık Sapı, Mengen Pilavı, Höşmerim, Mengen Kuzu Güveç, Katık, Kaşık Atmaç, Bakla Çullaması, Paşa Pilavı, Kabak Hoşafı, Kara Kabak Tatlısı, Palize, Coş Hoşafı, Karavul Şerbeti, Kızılcık Şurubu, Saray Helvası.

Orman Kebabı

Bolu Mutfağına Özgü Yemeklerden Bazıları :

Yayla Çorbası : Bir tencerede tuzlu su kaynatılır. Ayıklanmış pirinç suyun içine atılır. Başka bir tencerede pişirilen nohut ta ilave edilir. Bir kapta 1 bardak un, 2 kaşık süzme yoğurt ve 1 yumurta karıştırılıp çorbaya yedirilir. Ara sıra karıştırılarak pişirilen çorbanın üzerine kızartılmış tereyağı dökülerek servis yapılır.

Bolu Yayla Çorbası

Yoğurtlu Bakla Çorbası : Bir tencerede kaynayan suyun içine küçük bir soğan rendelenir. Baklalar kırılıp yıkandıktan sonra tencereye atılır ve pişirilir. İçine un, yoğurt, 1 yumurta ve tuz karıştırılır. İyice piştikten sonra üzerine yağ kızdırılıp dökülür ve servis yapılır.

Kabaklı Gözleme : Kat kat açılan iki yufkanın arasına rendelenmiş kabak ve şeker kavrularak sürülür. Yufkaların kenarları bastırılarak birbirine yapışması sağlanır ve sac üzerinde pişirilir. Üst üste konulan gözlemeler yağlanıp kalbura bastırılarak şekil verilir. Kesilerek kaymakla birlikte servis yapılır.

Paşa Pilavı : Haşlanmış patateslerin kabukları soyulur ve doğranır. İçine 1-2 adet haşlanmış yumurta ve soğan doğranır. Maydanoz, karabiber, kırmızı pul biber, yağ ve limon ilavesiyle karıştırılır ve servis yapılır.

Coş Hoşafı : Şeker pancarları temizlenir ve kabukları ile iyice suda pişirilir. 3-4 saat kaynadıktan sonra kabukları soyulur ve ince ince doğranır. Ekşi olması için içine pestil veya erik kurusu ve su ilave edilir. Soğuduktan sonra makarna veya pilavın yanında servis yapılır.

Höşmerim : Kaymak ve süt bir tencerede kaynatılır. Yavaş yavaş un ilave edilip, karıştırılarak pişirilir. Elde edilen hamur tavaya alınarak tere yağda kızartılır. Üzerine şeker serpiştirilerek servis yapılır.

Saray Helvası : Un yağda kavrularak miyane haline getirilir. Şeker suda ağda kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. Daha sonra elde çekiştirilerek liflenmesi sağlanır. Biraz dinlendikten sonra tepsiye tepilir. Unun ve şekerin birbirine iyice karıştırılıp yedirilmesi gerekmektedir. Tepsiye tepilen tatlı baklava şeklinde kesilerek servis yapılır.


Antik Kentler

ANTİK KENTLER
Bthynium – Cladiopolis (BOLU): Hisartepe, Kargatepe, Fırkatepe ve Uğurluanip tepesini kapsayan alanda kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin tarihi 1978 yılı Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre M.Ö 7. yüzyıla kadar gitmektedir.
Helenistik dönemde Bithynia Kralı Ziaelas’ın (M.Ö.255-235 ?) doğu seferi sırasında ele geçirilerek Bithynia Krallığı’na bağlanan şehir, o dönemde imar edilmiş ve şehre Bithynium ismi verilmiştir.1978 yılı Hisartepe kazısında bulunan Geç Helenistik döneme ait seramik parçaları dışında, Bityhnia dönemi şehrine ilişkin başka bir buluntu şu ana kadar ele geçmemiştir M.Ö. 74 yılında Roma hakimiyetine giren şehrin adı Roma imparatoru Claudius un (M.S.41-54) adına izafeten Claudiopolis olarak değiştirmiştir. Günümüz yerleşiminin, antik şehrin üzerine kurulması nedeniyle ayakta kalmış hiçbir yapı bulunmamaktadır. Ancak,1978 yılı Hisartepe kazısında, Roma imparatoru Hadrian (M.S.117-138) tarafından yaptırılmış olan Antinous Tapınağı’na ait mimari parçalar bulunmuş, Hisartepe ‘nin güney yamaçlarında ise antik tiyatroya ait bazı izler tespit edilmiştir.
Antinous Tapınağı’na ait sütun, arşitrav ve friz parçaları ile antik tiyatroya ait kitabeli bir friz parçası halen Bolu Müzesinde sergilenmektedir. Geçmiş yıllarda, şehrin muhtelif yerlerinde yapılan inşaatlara ait temel hafriyatlarında Roma dönemine ait heykeller,mimari parçalar ve mezar stelleri bulunmuştur.1995-2006 yılları arasında Bolu İli, Merkez İlçede Bolu Müzesi Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazılarında toplam 72 adet Roma dönemine ait lahit ve tuğla mezar açığa çıkarılmıştır.Mezarlarda bronz sikkeler,pişmiş toprak koku kabı ve kandiller , gözyaşı şişeleri gibi çok sayıda mezar hediyesi ele geçirilmiştir.M.S 2-3.yüzyıllara tarihlendirilen söz konusu mezarların yayılma alanı göz önünde bulundurulduğunda ,Roma dönemi nekropolünün bu kadar geniş bir alanı kapsaması,antik Claudiopolis’in büyüklüğü konusunda da fikir vermektedir. Yine Bolu Müzesi Müdürlüğünce şehir içinde yürütülen çalışmalarda,1995 yılında Belediye Su işleri binası önünde,Claudiopolis kentine ait tek örnek olan mozaik taban döşemesi, 1996 yılında Büyük Cami mahallesi katlı otopark yanında büyük blok taşlarla inşa edilmiş Roma Yolu’nun 15 m.lik bir bölümü, 2004 yılında Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde Roma dönemine ait 2 adet yapı ve yol kalıntısı açığa çıkarılmıştır.Ayrıca Bolu şehir merkezinde, Erken Hristiyanlık dönemine ait, içi fresk süslemeli Hypoge’lere rastlanmıştır.Şehirde Bizans döneminden kalma izler bulunmakta ve bu döneme ait bazı eserler Bolu Müzesinde sergilenmektedir.

Bolu’da II. Mutasarrıflık Döneminin (1811-1864) ilk Mutasarrıfı olan Hüsrev Paşa Bolu’da bir hükümet konağı yaptırmaya karar vermiştir.

Konağın arsası Debbağlar (Tabaklar)mahallesinde Çeribaşızade Ahmet Ağa’dan bin üç yüz kuruşa satın alınmıştır.
İnşaatın başlamasından bir müddet sonra Hüsrev Paşa Osmanlı- Rus seferine katılmak üzere Bolu’dan ayrılmış, yarım kalan konağın inşaatına kâhyası İbrahim Paşa devam etmiş ve bina 1811 yılında tamamlanmıştır.
Harem ve resmi daire kısımlarından oluşan binanın resmi daire olan kısmı üç katlıdır. Birinci katta onbeş oda, ikinci katta oniki oda, üçüncü katta bir sofa ile on oda bulunmaktaydı. Haremlik kısmı ise üç katlı olup, her katta dört oda mevcuttu.
Konağın güzel bir bahçesi vardı. Günümüze kadar gelen giriş sütunları Roma devri kalıntılarına aittir.
Konak, Derviş Hasan Paşa’dan sonra (1812 – 1813 ) Vali olan Abbas Paşa tarafından Hükümet adına 40 bin kuruşa Hüsrev ve İbrahim Paşa’lardan satın alınmıştır. Böylece Bolu resmi bir Hükümet Konağı’na sahip olmuştur.
Hükümet Konağı 1926 yılında bir yangın geçirmiş, çatı katı tamamen yanmış ve 1932 yılında yeniden hizmete açılmıştır.
Konağa en büyük darbeyi 1 Şubat 1944 depremi vurmuştur.
Depremden sonra binanın bir katı alınmış, iki kat olarak tekrar hizmet vermeye başlamıştır. 1957 depremini de yaşayan konak, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 09.01.1990 tarih ve 1006 sayılı kararı ile tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
1998 yılında eski haline getirmek için tahliye edilen Hükümet Konağı, orijinaline uygun olarak restore edilmiş ve 2006 yılında tamamlanarak bugünkü halini almıştır.

FİRMA HAKKINDA YORUM YAP

FİRMA HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.